Sıfır Tabanlı Bütçeleme

Sıfır Tabanlı Bütçeleme

Bir zamanlar bir şirketin yıllık bütçesi, bir önceki yılın bütçesi esas alınarak yapılırdı. Yöneticiler geçen yılın her kalemine belirli bir yüzde eklerlerdi. Bu yüzde az çok keyfi bir şekilde, ama yine de büyük olasılıkla enflasyon oranına, şirketin genel stratejisine ve yöneticilerin o günkü kafa yapılarıyla belli belirsiz bir bağlantı içinde, saptanırdı.

Uzun yıllar boyunca, bunun şirketin kısıtlı finansal kaynaklarını bölüştürmek için pek de ideal bir yol olmadığı bilinerek hareket edildi. Bu durum yöneticileri temelde yatan maliyetlere değil bir yıldan diğer yıla maliyetlerdeki artışlara odaklanmaya teşvik etti. Eski yöntem, aynı zamanda şirketin içinde hareket ettiği ortamdaki değişimleri de yetersiz bir biçimde dikkate alıyordu. Örneğin, geçen yılın harcamalarını enflasyon oranı “artı rastgele bir miktar” şeklinde artırmak, şirketi rakiplerinin karşısında hayli gerilerde bırakıyordu.

Texas Instruments’ın (TI) Dallas’taki yöneticilerinden Peter Pyhrr sıfır tabanlı bütçeleme fikrini geliştirinceye kadar hiç kimse daha iyi bir şey ortaya koyamadı. O her yılın bütçesini, sanki bir önceki yıl hiç yaşanmamış gibi hazırladı. Her varsayım en baştan gözden geçirilip yeniden tanımlanmalıydı. Bu yılın bütçelenmiş maliyetleri için geçen yıl gerçekleşmiş harcamaları kıstas alıp, sonra da onun üstüne bir şeyler eklemek kabul edilemezdi. Gerçekte, sıfır tabanlı bütçeleme, finansal kaynaklar için yapılan her talebi sanki tamamen yeni projeler için yapılmış yepyeni taleplermiş gibi ele alır.

Sıfır tabanlı bütçeleme için temel koşul, yöneticilerin kendi faaliyetleri için hazırladıkları bütçeleri mümkün olan en düşük seviyeden göstermeleridir. Daha sonra onlardan o seviyeden önemli bir şekilde artış gerektirecek bir kararın fayda ve maliyetlerini hesaplamaları istenir. Bütçeyi bu yolla değişik karar bölümlerine indirgemek, üst düzey yöneticilere hakkında daha kolay karar verme olanağı sunar.

Diğer şirketler hızla bu fikri kendilerine uyarladılar. Aynı zamanda bu yöntem, altta yatan temel varsayımların nadiren sorgulandığı ve bütçeleme sürecinin yıllar yılı geleneksel yolla sürdürüldüğü yerel yönetimler, hükümetler, sağlık ve eğitim yönetimleri tarafından da yoğun şekilde kullanıldı.

Sıfır tabanlı bütçeleme ile ilgili eleştiriler, uygulamanın pratikteki zorlukları ve sürecin çok fazla zaman aldığı gerçeği üzerinde yoğunlaştı. Geleneksel yüzdesel artışlara dayalı bütçeleme, basitliğinden kaynaklanan büyük avantajını korumaktadır. Bir yazar “yakın tarihin, sıfır tabanlı bütçelemenin siyasi etki ve baskılara oldukça duyarlı olduğunu gösterdiğini” iddia etmiştir. Bu yöntemin son yıllarda en azından kamu sektörü dışında pek kullanıldığı söylenemez.